Adalet, kişiye layık olanı vermektir

Fatih Başak
1968 yılında Sungurluda doğdum. İlk, orta ve lise tahsilini Sungurlu’da tamamladıktan sonra 1989 yılında Amasya Eğitim Yüksekokulu’nu tamamlayarak, Batman ili Kozluk ilçesinde sınıf öğretmeni olarak göreve başladım. 1993 yılından 2004 yılına kadar Sungurlu’nun Eşme ve merkez Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra 2004 yılında Boğazkale Merkez İlköğretim Okulu Müdürü olarak görev yaptım. 2008 yılına kadar burada görev yaptıktan sonra Havza ilçesi Millî Eğitim Şube Müdürü olarak atandım. 2010 yılında kadar görevlendirme yoluyla Sungurlu İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü olarak görev yaptım. 2010 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’na Şube Müdürü olarak atandım. 2012-2014 yıllarında Ağrı Milli Eğitim Müdürü, 2014 yılında da Kocaeli Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptım. 2014 – 2019 yıllarında MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’nde daire başkanı olarak görev yaptım. Halen MEB Millî Eğitim Uzmanı olarak görev yapmaktayım. Evli ve 4 çocuk babasıyım.
05.05.2022
143
A+
A-
Adalet, kişiye layık olanı vermektir

Sâdi Şirâzî’den anlatılan bir hikâye vardır:

“Bir kimsenin evinin tavanında eşek arıları yuva yapmışlardı. Ev sahibi bunun neticesinden korkarak, bunların yuvalarını dağıtmak istedi. Karısı razı olmadı: “ Zavallı hayvancıklardan ne istiyorsun? Yuvalarını dağıtma” dedi. Bir gün adam işine gitti. Arılar kadının üzerine hücum ile onu soktular. Kadın dört tarafa koşuyor, sokaklara fırlıyor, ölüyorum diye feryat ediyordu.

Derken kocası geldi, karısına şöyle dedi: “Karıcığım, kimseye surat etme. Zavallı hayvancıkları öldürme diyen sen değil miydin?” Her kim kötülere iyilik ederse, kötülük artar. Alçak kimsenin başının altına yastık koyma. Çorak yere ağaç dikmek doğru değildir. Ben sana insanlara iyilik etme demiyorum. Kaba, yontulmamış, adi kimselere yumuşaklık gösterme. Çünkü köpeğin sırtı kedi gibi okşanmaz. Bunu bil. Gördün ki, bir kafada memleketi viran etmek fikri var, çabuk keskin kılıçla o başı gövdesinden ayır.

Köpek kim oluyor ki; onun önüne sofra çekesin. Onun hakkı kemik parçasıdır. Söyle, onun önüne biraz kemik atsınlar.

Bekçi, nezâket, mülâyemet gösterecek olursa; hırsız korkusundan geceleri kimse uyuyamaz. Herkes ihsana, in’ama lâyık olmaz. İnsanların kimisi para ile kimisi de kulağını burmak ile yola getirilir.

Şeytandan rahmana secde gelmediği gibi, aslı kötü kimseden de iyilik vücuda gelmez!

Kötülük düşünen kimseye mansıp, rütbe verme!

Yılanın başı, taşının altına gelmişken vur, ez. Sonra bir sopa vurur öldürürüm diye ihmal etme!”

Bu hikâyede ders alınması gereken o kadar çok ibretlik öğütler var ki. İyilerin yalnız bırakıldığı, çok da rağbet görmediği bir zamanı yaşıyoruz. Menfaatler çerçevesinde insanlar değerlendiriliyor. Menfaatine katkı sunuyorsanız iyisiniz ama katkıdan uzakta iseniz Tu Kakasınız.

Arkadaşlık ilişkileri, iş ilişkileri tamamen menfaat ağırlıklı bir ağ ile birbirine bağlı. Kazan kazan anlayışını farklı yorumlasak da bu menfaat ilişkisine katkı sunduğu (!) inkâr edilemez bir gerçektir.

Daha önce yazılarında da belirttiğim gibi sahtekâr esnaftan alışverişe devam ediyorsanız sahtekârlığa prim veriyorsunuz demektir. Hırsıza hırsız demiyorsanız, hırsızlığın bir parçası da sizsiniz demektir.

Dostları ve düşmanları iyi zamanda tanıyamayız. Özellikle zor zamanlar bizim için turnusol kağıdı gibidir. Zor zamanlarınızda yanınızda olanlara sahip çıkın. Yoksa iyi zamanlarda herkes sizin yanınızdadır. Dosta dostluğun gereğini yapın. Dost olmayanları da yanınızdan uzaklaştırın. Unutmayın bir gün eşek arısı gibi fıtratının gereğini yapmaktan hiç geri kalmayacaktır.

Zor zamanlar geçtikten sonra herkese gereği ne ise onu yapmak gerekir. Aksi takdirde her zaman yanılırız. Bir Müslümanın aynı delikten iki defa ısırılmaması gerektiği misali bizim için bir ders niteliğindedir.

Kuzuya kuzu, köpeğe köpek, aslana aslan gibi muamele etmek adaletin de gereğidir. Siz kuzuya aslan, aslana köpek gibi davranırsanız hem ona hem de fıtrata haksızlık yapmış olursunuz.

Bunu bir fıkrayla da anlatarak yazımızı sonlandıralım.

“Afrika’nın ormanlar kralı aslanı yakalamışlar ve bir hayvanat bahçesine getirmişler. Koskoca kral küçük bir yerde hapis hayatı yaşaması zoruna gidiyormuş. Onun ormanları gezmesi her gün kendisinden daha yavaş koşan bir ceylanı yakalaması ve yemesi gerekiyormuş. Çünkü o bir aslan.

Bir süre sonra bu duruma alışmış aslan ama zoruna giden ve kendisini günden güne yıpratan bir durum varmış. Bizim ormanlar kralı aslana her gün yiyecek olarak muz getiriyorlarmış. Aslan dayanamamış ve hayvanat bahçesinin bakıcısına sormuş.

-Ben ormanlar kralı aslanım. Ben her gün et yerim. Oysa siz bana her gün muz getiriyorsunuz. Bu bana büyük haksızlık değil mi?

Bakıcı elindeki kâğıda bakmış ve

-Ben senin aslan olduğunu bilmem. Ancak benim elimdeki kâğıtta senin maymun kadrosunda getirildiğin yazıyor.”

Siz aslana maymun muamelesi yaparsanız bu aslana da aslan gibilere de haksızlık olur. O yüzdendir ki adaletin bir ayağı da herkese hak ettiği muameleyle karşılık vermektir.

Sevgide kalın, sevgiyle kalın…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.